İdeal Bir Yöneticide Olması Gereken Özellikler

İdeal Bir Yöneticide Olması Gereken Özellikler

Girişimimizi hayata geçirdik ve girişimimiz için çalışacak küçük ya da büyük bir ekip kurduk. Öncelikli olarak unutulmaması gereken temel unsur, kurulan bu ekip girişimimizi vezir ya da rezil yapacak ekiptir. Bu ekibin bizim girişimimizi vezir ya da rezil yapması tamamen bizim bu ekibi nasıl yöneteceğimize bağlıdır.

Peki ne yaparsak bu ekip verimli olarak çalışır? Kurduğumuz ekip ile nasıl bir iletişim içerisinde olmalıyız? Onlara davranışlarımız nasıl olursa bu ekip girişimimizi vezir yapar buna bakalım…

Sıkı Yönetim mi? Yoksa Gevşek Yönetim mi?

Davranışlarımızın çoğunu geçmiş tecrübe ve gözlemlerimiz belirler. Dolayısıyla geçmişte çalışan olarak hizmet verdiğimiz firmalarda yöneticilerimizin bize yaptığı gibi baskıcı ve sıkı bir yönetim anlayışı ilk bakıldığında olması gereken davranış modeli gibi gelebilir. Dolayısıyla “onlar o şekilde davrandıkları için yönetici olmuşlar. Demek ki doğru olan o şekilde davranmak” şeklinde düşünüp hataya düşebilirsiniz. Fakat düşünmeniz gereken asıl unsur, onların davranışlarından çok memnun olsaydınız, o işi bırakıp kendi işinizi hayata geçirmezdiniz. Kötü ev sahibi nasıl kişiye ev aldırırsa, kötü iş tecrübeleri de insana iş kurdurur. Bu nedenle sıkı ve baskıcı yönetim sizin gibi çok iyi çalışma potansiyeline sahip birinin o işten ayrılmasına neden olur.

Gevşek ve rahat bir yönetim modeli ise kişilerin sorumluluk bilincinin oluşmasına engel olur. Maalesef biz insanoğlu bize sunulan rahatlığı suistimal etmeye meyilliyiz. Bu da yapmamız gereken bir şeyi sürekli ertelememize, daha sonrasında o işte sorun yaşamamıza neden olur.

Dolayısıyla yönetim modeli bir nevi pantolon kemeri gibi olmalıdır. Pantolonun kemeri çok sıkı olursa, kişi nefes alamaz ve rahat edemeyerek kemerden kurtulmaya çalışır. Çok gevşek olursa bu seferde pantolon düşer. Bu nedenle kemerin ayarı hem nefes kesmeyecek hemde pantolonun düşmesine neden olmayacak şekilde tam kararında olmalıdır. Yani çalışanların hem stres altında olmadan rahat çalışmalarını hemde görev bilinçlerine sahip olmalarını sağlayacak şekilde hareket edilmelidir.

Taktir ve Teşekkür Etmek

Yapılan araştırmalar çalışanların maaşlarına zam yapılmasındansa, iş yerinde yöneticileri tarafından taktir edilmeyi tercih ettiklerini gösteriyor. Yani taktir ve teşekkür etmek, bir çalışanın ana amacı olan para kazanmaktan bile daha önemli bir yere sahip.

Elbette her yapılan işin taktir edilmesi de, taktir etmenin anlamını yitirmesine neden olur. Bu nedenle gerçekten ciddi efor sarf edilerek ve özveride bulunularak yapılan işlerin taktir edilmesi daha isabetli olacaktır. Bu sayede çalışan “ne kadar çok çalışırsam çalışayım zaten görülmüyor. O yüzden bende sadece yapmam gereken işleri yapayım, fazlasını yapmaya çalışmayayım” şeklinde düşünmez. Dolayısıyla klasik yönetim modellerinde olduğu gibi “çalışacaksın tabi, bunun için maaş alıyorsun” mantığı kaybettirir.

Çalışandan Fazla Çalışmak

Yönetici ve çalışan ilişkileri imam cemaat ilişkisine benzer. İmam zurna çalarsa, cemaat halay çeker. Bizim ülkemizde maalesef yönetici olmak, masa başında oturmak, tek yaptığı iş çalışanlara emir vermek ya da çalışıp çalışmadıklarını kontrol etmek gibi algılanıyor. Bu algıyı yaratanlar ise yine yöneticilerin kendisi.

Fakat başarılı girişim modellerinin sahipleri bunun tam tersi olması gerektiğini ispatlıyor. Örneğin Facebook ‘un kurucusu, milyar dolarların sahibi Mark Zuckerberg, sahibi olduğu Facebook ‘ta bir sürü yazılımcı olmasına karşılık çalışanların arasında oturarak kod yazıyor. Bu sayede yönetici, çalışanlara “çalış, boş boş oturma” diyerek baskı kurmak yerine, kendisi çok çalışarak, çalışanlarına “bak bende boş boş oturmuyor, çalışıyorum” şeklinde daha çok çalışması gerektiği doğrultusunda subliminal mesaj vermiş oluyor.

Güvenmek ve Teşvik Etmek

Siz girişiminizi hayata geçirirken nasıl teşvik edilmeye ve etrafınızda size güvenen kişilere ihtiyaç duyduysanız, aynı şekilde girişiminiz için çalışan kişilerde yapacakları iş için teşvik edilmeye ve güven duyulmasına ihtiyaç duyarlar.

Günümüz şirketlerinin düştüğü en büyük hata çalışanlarının potansiyellerini değerlendirmesine imkan tanımamalarıdır. “Sen 4 yıllık üniversite mezunu değilsin, o yüzden yönetici olamazsın“, “sen bilgisayar mühendisi değilsin o yüzden yazılımcı olamazsın” gibi ön yargılar, belkide girişiminiz için sahip olabileceğiniz en iyi yönetici, yazılımcı ya da diğer pozisyonlarda çalışacak kişiden mahrum kalmanıza neden olur. Bu da girişiminizin daha iyi yerlere gelmesini engeller.

Dolayısıyla çalışanlara güvenmeli, onların yaptıkları işten daha iyisini yapacaklarına inanmalı ve çeşitli ödüllendirmeler ile teşvik edilmeleri gereklidir. Aksi halde girişiminiz için ihtiyaç duyduğunuz yaratıcı bir insan değil, mesai saatleri içinde sadece verdiğiniz görevi yapan bir robot çalıştırmış olursunuz.

Diyalog ve Samimiyet Kurmak

Elbette çalışanlar ile bir şekilde iletişim kurulmaktadır. Fakat burada bizim bahsettiğimiz iletişim sadece iş amaçlı kurulan iletişim değil. Yani çalışanı her gördüğünüzde “ne oldu bizim sunum?” gibi ya da her aradığınızda “projede sorun çıkmış, acil düzeltilmesi gerekiyor” gibi sadece işle alakalı konularda, özellikle iş ile alakalı sorunlarda iletişim halinde olmak, çalışanın bilinçaltında ister istemez siz eşittir iş ve sorun kelimelerini yerleştirir. Bu da sizden uzak durmasına, acil bir durum olsa dahi aradığınızda telefonu açmamasına, sonrasında “telefon sessizdeydi, kusura bakmayın, duymamışım” gibi bahaneler uydurmasına neden olur.

Bu tip sorunların yaşanmaması için çalışanlar ile iş dışındaki konularda da diyalog halinde olmak gereklidir. Bu diyalogların sağlıklı olması az çok bir samimiyete ihtiyaç duyar. Örneğin çalışanın fanatiği olduğu bir takım ile alakalı sohbet edebilir, hobi olarak ilgilendiği uğraşlar hakkında konuşabilir ya da iş çıkışında beraber bir yerde oturup sohbet etmeyi teklif edebilirsiniz.

Sen Ne Düşünüyorsun?

Bir çok iş yerinin unuttuğu bir şey var ki, bir girişim için çalışanlar insan ve onların fikirleri var. Yapmakta oldukları işlerin önünde engel teşkil eden ya da daha iyi yapılabilmesini sağlayacak unsurları en iyi onlar biliyorlar. “Her şeyin en iyisini ben bilirim. Bu nedenle benim dediğim şekilde yapılacak” egosuna sahip yöneticiler, aslında en temel istedikleri şey olan bir işin en ideal şekilde yapılması konusunda en büyük sorunu teşkil eden yöneticilerdir.

Bu nedenle yapılan işi en iyi bilen kişinin, o işi yapan kişi olduğunun bilincine varılması gereklidir. Dolayısıyla o işin yapılmasına dair kararlar alırken mutlaka o işi yapan kişiye de danışmakta fayda vardır. Elbette bu, o işi yapan çalışanın fikri her daim en iyi fikir olduğu anlamına gelmez. Bu fikir üzerinde konuşulmalı, fikrin mantıklı gerekçeleri olması durumunda denenmeli, olumlu sonuçlar veriyorsa çalışan fikrinden dolayı ödüllendirilerek sürekli fikir ve çözüm üretmeye teşvik edilmelidir.

SONUÇ

Girişiminiz her ne kadar başarılı bir girişim modeli olsa da, onu başarıya ve ileriye taşıyacak olanların çalışanlar olduğunu unutmayın. Piyasada bir sürü işsizin olması, çalışanların girişiminizde çalışmasının onlar için bir lütuf olması gafletine düşmeyin. Unutmayın ki, onların bir işte çalışmaya ne kadar ihtiyaçları varsa, sizinde işiniz için verimli çalışacak kişilere ihtiyacınız var.

Bir önceki yazımız olan 22 Adımda Girişimcinin Yol Haritası başlıklı makalemizde Girişim Kontrol Listesi, Girişimcilerin Dikkat Etmesi Gerekenler ve Girişimcilik hakkında bilgiler verilmektedir.

Girişimcilik İle İlgili Diğer Yazılar

Yorumlar (4)

  1. Makaleyi yazan kişiye teşekkür ederim bu akıcılığı için. Fakat bu tanımladığınız yöneticileri ya ben hiç göremiyorum yada gerçekten hiç yoklar. Varsa bile sayılarının 10.000 de 1 olduğuna inanıyorum

    Cevapla
  2. Yararlı bir makale olmuş, elinize sağlık.

    Cevapla
  3. Merhaba,

    Makale her şey oldukca güzel özetlenmiş ancak gerçek hayatta bahsetiğiniz dengeleri kurmak oldukca zor ki özellikle Türkiye gibi bir ülkede inanılmaz zor. 13 Yaşımdan 22 yaşıma kadar bir çok sektörde işçi olarak çalıştım çoğunda başarılıydım, şu anda 2 şirketim 30 – 40 çalışanım var. Biz ne kadar bu dengeyi kurmak için uğraşsakta, fırsat verip kendilerini keşfetmeleri için zemin ve kaynak ayırsak, hatta hata yap desek, samimi olup birlikte gülüp eğlensekte bazı acı gerçekler var. Son kurduğum bilişim şirketinde son 4 yıl içerisindeki çalışanlarımdan bazı sebeplerden dolayı işten çıkan/çıkarılan 15 tanede sadece 2 si vefalı çıktı böyle bir gerçeğin olduğunu da unutmamak gerekiyor. Çoğu günü kurtarma peşinde olduğunu gördüm geleceğini düşünen çok az olduğunu fark ettim. Daha yazacak çok konu var proje bekliyor… (:

    Saygılarımla

    Cevapla
    • Kesinlikle haklısınız =) Zaten burada yazılanların çoğu, işini gerçekten severek ve isteyerek yapan ya da yapmak isteyen kişileri kaybetmemeye ve daha verimli çalışmalarını sağlamaya yönelik yazılar. Tek amacı kendisine verilen işi yapmak, ay sonu parasını almak olan kişileri ağzınızla kuş tutsanız verimli çalıştıramazsınız. O kişiler kendilerini robot gibi çalıştıran firmalara mahkumdur. Hayatları boyunca ne kendilerine, ne de çalıştıkları firmalara tam anlamıyla katkı sağlayamazlar.

      Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.